NON GMO Nedir?
Genetiği değiştirilmiş ürünlerden elde edilen malzemelerle yapılan yiyecekleri tüketmiş olmak çok muhtemeldir. Birçok GDO’lu ürün, mısır nişastası, mısır şurubu, mısır yağı, soya fasulyesi yağı, kanola yağı veya toz şeker gibi gıda maddelerinin üretiminde kullanılmaktadır.
GDO’lu gıdalar arasında patates, yaz kabağı, elma ve papaya gibi meyva ve sebzeler de bulunmaktadır. GDO’lu ürünler sadece tüketilen gıdalarda kullanılmamakta, aynı zamanda hayvan yemi için de kullanılmaktadır.
Tüketicilerin yedikleri gıdaların GDO içerikli olup olmadığını anlamalarını sağlamak için ABD Tarım Bakanlığı, dünya çapında mevcut olan biyomühendislik ürünü gıdaların bir listesini tutmaktadır. Ayrıca yeni ulusal biyomühendislik gıda ifşa standardı yaygınlaştıkça, tüketin gıda maddelerinin üzerinde biyomühendislik etiketi yer almaya başlayacaktır.
Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde sadece birkaç tür genetiği değiştirilmiş ürün yetiştirilmektedir. Ancak bu GDO’ların bir kısmı yetiştirilen ürünün büyük bir yüzdesini oluşturmaktadır. Örneğin, soya fasulyesi, mısır, şeker pancarı, kanola ve pamuk başı çeken ürünlerdir. Bu ürünlerde GDO’lu ürün oranı yüzde 90’ın üzerindedir. Üstelik çoğu GDO bitkisi, daha sonra diğer gıda ürünlerinde kullanılan bileşenleri yapmak için kullanılmaktadır. Örneğin GDO’lu mısırdan yapılan mısır nişastası ve GDO’lu şeker pancarından yapılan şeker gibi.
Bir GDO veya genetiği değiştirilmiş bir organizma, genetik yapısı genetik mühendisliği veya transgenik teknoloji kullanılarak bir laboratuvarda değiştirilmiş bir bitki, hayvan ya da mikroorganizmadır. GDO, genetiği değiştirilmiş organizma ifadesinden türetilmiş bir kısaltmadır (GMO, genetically modified organism). NON GMO ifadesi ise GDO içermeyen anlamına gelmektedir. GDO’lar, doğada veya geleneksel melezleme yöntemleri ile oluşmayan bitki, hayvan, bakteri ve virüs genlerinin kombinasyonlarını oluşturmaktadır.
Genetik modifikasyon, günlük olarak tüketilen ürünlerin birçoğunu doğrudan veya dolaylı şekilde etkilemektedir. Ticari kullanıma uygun GDO sayısı her yıl artmaktadır. Bu nedenle, GDO içermeyen ürünlerin tespit edilmesi ve doğrulanması için standartlar belirlenmekte ve test ve belgeleme çalışmaları yapılmaktadır. Bir ürünün GDO’suz olarak onaylanması için girdilerinin, belirlenen risk seviyeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kuruluşumuz sağlıklarına bilinçli olarak önem veren insanların yanında olmak ve onların ihtiyaç duyacağı gıda maddelerini seçmelerine yardımcı olmak amacı ile sorumluluk duygusu ile hareket etmekte ve üretici firmaların bu yöndeki çabalarını kanıtlamalarına destek olmaya çalışmaktadır.
NON GMO Hakkında Merak Edilenler
Aslında genetiği değiştirilmiş organizmalar – GDO’lar – derken, daha kesin bir bitki yetiştirme yöntemi olan genetik mühendisliği yoluyla geliştirilen mahsullere atıfta bulunulmaktadır.
Biyoteknoloji olarak da adlandırılan genetik mühendisliği, bitki yetiştiricilerinin doğada bulunan arzu edilen bir özelliği alıp bir bitki veya organizmadan geliştirmek istedikleri bitkiye aktarmalarına ve ayrıca bir bitkide var olan bir özellikte değişiklik yapmalarına olanak tanır.
Yaygın olarak aktarılan bazı arzu edilen özelliklerin örnekleri arasında, çiftçilerin yabani otları daha iyi kontrol etmelerini sağlayan böceklere ve hastalıklara karşı direnç ve herbisitlere karşı tolerans sayılabilir.
GDO’lar, bir haşere direnci veya kuraklık koşullarına tolerans gibi istenen bir özelliği elde etmek için kullanılır. En yaygın GDO’lu ürünler soya fasulyesi, mısır, pamuk, kanola ve yoncadır.
GDO’lu ürünler genellikle aşağıdaki amaçlar doğrultusunda geliştirilirler:
- Böcek direnci : Çiftçilere zararlılara karşı sezon boyu koruma sağlamak, pestisit uygulama ihtiyacını azaltmak ve girdi maliyetlerini düşürmek.
- Kuraklık toleransı : Su tutma oranını artırmak ve ek sulamaya gerek kalmadan ekinlerin kuraklık koşullarına daha iyi dayanmasını sağlamak.
- Herbisit toleransı : Çiftçilerin yalnızca gerektiğinde hedefe yönelik herbisitleri uygulayarak yabani otlarla savaşmalarını sağlamak ve üst toprağı koruyan, erozyonu önleyen ve karbon emisyonlarını azaltan koruyucu toprak işleme üretim yöntemlerini kullanmalarını sağlamak.
- Hastalık direnci : Bitkilerin papaya halkalı leke virüsü (PRSV) gibi belirli hastalıklara direnmesini sağlamak. Örneğin, GM Rainbow Papaya (PRSV’ye direnmek için geliştirildi), Hawai papaya çiftçilerinin, yıkıcı hastalık endüstrilerini sakat bıraktığında iyileşmelerine izin verdi.
- Gelişmiş besin içeriği : soya fasulyesi gibi yiyecekleri daha uzun ömürlü ve trans yağsız hale getirmek için geliştirilmiş yağ profiline sahip yiyecekler oluşturmak.
- Azaltılmış gıda israfı : Ürünler kesildiğinde veya işlendiğinde – örneğin patateslerde – yüzeysel esmerleşmeyi ve morarmayı ortadan kaldırmak için üreticiler, işleyiciler, perakendeciler ve tüketiciler tarafından atılan ürün miktarını azaltmak.
- İyileştirilmiş üretim süreçleri : selüloz ve/veya nişastanın parçalandığı ve yakıta dönüştürüldüğü süreci iyileştirerek, örneğin bazı mısır çeşitlerinde daha verimli biyoyakıt üretimi sağlamak. Bu, biyoyakıt üretmek için gereken su, elektrik ve doğal gaz miktarını azaltarak çevresel etkinin azaltılmasına yardımcı olur.
İnsanlar sağlıklarına, daha bilinçli olarak önem vermektedir. Kuruluşumuz bu düşüncede olan insanların yanında olmak ve onların ihtiyaç duyacağı gıda maddelerini seçmelerine yardımcı olmak amacı ile sorumluluk duygusu ile hareket etmekte ve üretici firmaların bu yöndeki çabalarını kanıtlamalarına destek olmaya çalışmaktadır. Bu çerçevede üretici firmalara NON GMO belgelendirme hizmetleri sunulmaktadır.
NON GMO Belgelendirme
Tüketilen gıdaların uzun vadeli sağlık ve çevresel etkilerine ilişkin artan tüketici endişelerinin bir sonucu olarak, sertifikalı GDO’suz gıdalara olan talep de artmaktadır.
Bu talebi karşılamak amacı ile ulusal ve uluslararası akredite yetkili kuruluşlar tarafından NON GMO, GMO FREE ya da GMO LABEL benzeri standartlar geliştirilmekte ve belgelendirme sistemleri oluşturulmaktadır. Bu programlar, gıda içeriklerinin modern biyoteknoloji kullanılarak genetik olarak tasarlanmamasını sağlayarak ürünlerdeki GDO’suz üretim iddialarını doğrulamaya yöneliktir.
NON GMO belgelendirme programları, yetiştirme, üretim, işleme, depolama, dağıtım, lojistik ve ticari alanlarda faaliyet gösteren firmalara, tedarik zincirinin tüm seviyelerinde uygulanabilir özelliktedir.
GDO’suz üretim standartları, son üründe genetik olarak tasarlanmış bileşenlerin bulunmamasını sağlamak içindir. Standartlar, ürünü üreten veya işleyen tesislerde güçlü bir iç ve dış doğrulama gereksinimini ortaya koyarak bunu belgelemeyi amaçlamaktadır. Diğer yandan numunenin genetik olarak tasarlanmış malzeme içeriğini değerlendirmek için testleri yapan laboratuvarların, genetik olarak tasarlanmış malzeme testlerinde yetkin ve ISO 17025 sertifikasına sahip olması gerekmektedir. Bu koşullarda gereklilikleri karşılayan gıda maddeleri için NON GMO, GMO FREE ya da GMO LABEL gibi GDO’suz gıda belgesi verilmekte ve bu gıda maddeleri üzerinde, sertifikalı GDO olmayan üretim anlamı taşıyan bir etiket kullanma hakkı verilmektedir.
Kuruluşumuz sadece ulusal değil uluslararası alanda NON GMO belgelendirme çalışmaları yapmaktadır ve bazıları organik belgeler ile bağlantılı olan çok çeşitli belgelendirme programları sunmaktadır. Üçüncü taraf doğrulama yoluyla, üretici firmalara ve tedarikçi firmalara, iddialarını kanıtlama imkanı kazandırılmış olmaktadır. Aynı zamanda üretim sistemleri ve ürününlerin onaylanması ile firmanın, izlenebilirlik ve kontaminasyon risklerini daha iyi yönetmeleri sağlanmış olmaktadır.
NON GMO belgelendirme programları firmalara biçok şey kazandırmaktadır. Örneğin, yapılan çalışmalara göre GDO’suz ürün pazarı yılda yüzde 20’ye yakın oranda büyümektedir. 2023 yılına kadar pazarın 1,1 milyar Dolar’a ulaşması beklenmektedir. Belgelendirme ile birlikte firmalar pazar payı ve pazar farklılaşması için fırsat ele geçirmektedir.
GDO’suz etiketleme için tüketici ve perakendeci talepleri karşılanmış olmaktadır. Firma küresel GDO’suz ürün pazarlarına daha kolay erişebilmektedir. Firmada ayrıntılı bir risk yönetimi uygulanabilmektedir. Yürürlükte olan yasal düzenleme gerekliliklerine uygunluk sağlanmaktadır. GDO dışı iddialar için bağımsız, üçüncü taraf güvenilirliği elde edilmektedir.
Kısaca genetiği değiştirilmiş gıdalar, tüketiciler arasında, çevre koşulları ve insan ve hayvan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik endişeleri arttırmaktadır.Bu yüzden birçok ülke, belli bir eşiğin aşılması durumunda GDO bileşik içeren gıdaların etiketlenmesini zorunlu kılmaktadır. Müşterilerin şeffaflık taleplerini karşılamak ve GDO’suz malzemelerin tedarikinde firmaları desteklemek için kuruluşumuz NON GMO belgelendirme programını uygulamaktadır.
İnsanlar sağlıklarına, daha bilinçli olarak önem vermektedir. Kuruluşumuz bu düşüncede olan insanların yanında olmak ve onların ihtiyaç duyacağı gıda maddelerini seçmelerine yardımcı olmak amacı ile sorumluluk duygusu ile hareket etmekte ve üretici firmaların bu yöndeki çabalarını kanıtlamalarına destek olmaya çalışmaktadır.
NON GMO Sertifika Türleri
Yüksek verim elde etmek için, bitki ve hayvan türleri üzerinde çok eskiden beri iyileştirme çalışmaları yapılmaktadır. Ancak geleneksel iyileştirme çalışmalarından elde edilen verim artışı, artan dünya nüfusunun temel gıda ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır.
Diğer taraftan elde edilen gıdaların tüketicilere ulaştırılmasında yaşanan güçlükler, gıdaların bozulmasına neden olmaktadır. Bu olumsuzlukları aşmak için yapılan çalışmalar, 1970’li yıllardan itibaren biyoteknoloji ve gen mühendisliği alanında yoğunlaşmıştır.
Yapılan araştırmalar ile, canlıların genetik yapısında değişiklikler yapmayı mümkün kılan yöntemler keşfedilmeye başlanmıştır. Günümüzde biyoteknoloji, sağlık sektöründe tanı, tedavi ve aşı, tarım sektöründe ise transgenik bitkiler, veteriner tanı, aşı ve ilaçlama alanlarında büyük gelişme göstermiştir ve bugün genetiği değiştirilmiş organizmalar yoğun olarak kullanılmaktadır.
Bitki, hayvan ve organizma genleri, temel özelliklerin kodlandığı şifreli bilgiler içermektedir. Gen veya rekombinant DNA teknolojisi dendği zaman, bir canlı türünden başka bir canlı türüne gen aktarılarak ya da bir canlı türünde mevcut genetik yapıya müdahale edilerek, yeni genetik özellikler kazandırılması yöntemleri anlaşılmaktadır. Bu şekilde yeni özellikler kazandırılan organizmalara ise genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO’lar) adı verilmektedir. Doğal olarak bu organizmalardan elde edilen ürün ve bileşenlere de GDO’lu denmektedir.
Bu alandaki faydalı çalışmalardan biri örümcek ağı üretimidir. Örümcek ağı, son derece dayanıklı ve çelikten beş kat daha kuvvetli, esnek bir maddedir. Örümcek ağı üretimi ile ilgili çalışmalarda, örümcek ağı üretiminden sorumlu genler bir keçinin genlerine aktarılmış ve keçilerin sütlerinde suda eriyebilen proteinler üretilmiştir.
Daha sonra süt belli işlemlerden geçirilerek dokunabilir iplikçikler elde edilmiş ve kumaş haline getirilmiştir. Bu kumaşlardan elde edilen çelik yelekler, petrol kökenli fiberden yüzde 25 oranında daha hafif ve çelikten beş kat daha dayanıklı olmaktadır. Bu fiberler askeri malzemelerde, mikro dikişlerde, tenis raketlerinde ve uçaklarda kullanılan önemli bir hammadde olmuştur.
Kuruluşumuz tarafından NON GMO (GMO FREE) sertifikası verilen başlıca ürün ve bileşenler şunlardır:
- Alternatif süt ürünleri
- Bebek mamaları
- İçecekler
- Vücut bakım ürünleri
- Ekmekler ve unlu mamuller
- Şekerleme, çikolata, tatlı ve tatlandırıcılar
- Gevrek ve kahvaltılık yiyecekler
- Çeşniler, yağlar, soslar ve sürülebilir gıdalar
- Süt ürünleri
- Meyve ve sebzeler
- Tahıllar ve un
- Otlar, baharatlar ve diğer malzemeler
- Homeopatik ilaçlar
- Et, balık ve yumurta
- Reçetesiz (OTC) ilaçlar
- Paketlenmiş ve dondurulmuş gıdalar
- Pastalar
- Evcil hayvan ürünleri
- Hayvan yemleri
- Tohumlar
- Atıştırmalık yiyecekler
- Hazır çorbalar
- Alkollü içkiler, şarap ve bira
- Alternatif et ürünleri
- Vitaminler ve takviyeler
İnsanlar sağlıklarına, daha bilinçli olarak önem vermektedir. Kuruluşumuz bu düşüncede olan insanların yanında olmak ve onların ihtiyaç duyacağı gıda maddelerini seçmelerine yardımcı olmak amacı ile sorumluluk duygusu ile hareket etmekte ve üretici firmaların bu yöndeki çabalarını kanıtlamalarına destek olmaya çalışmaktadır.
NON GMO Kriterleri Nelerdir?
NON GMO kriterleri genel olarak şu ürünlere uygulanmaktadır: mısır, soya fasulyesi ve yonca gibi ekinler, et, yumurta ve süt ürünleri gibi insan tüketimine yönelik ürünler, işleme yardımcıları, canlı hayvan yemleri ve silaj aşılayıcıları gibi gıda ürünlerinin üretiminde kullanılan bileşenler ve kozmetik ve giyecek gibi insan kullanımına yönelik ürünler.
Bu kriterlerin uygulanması açısından, gen düzenleme ve gen susturma işlemleri, genetik modifikasyon olarak kabul edilmektedir ve yasaktır. Gen düzenleme, bilim adamlarının bitkiler, hayvanlar ve bakteriler dahil olmak üzere birçok organizmanın DNA’sını değiştirmeye izin veren bir yöntemdir. DNA’yı düzenlemek, göz rengi ve hastalık riski gibi fiziksel özelliklerde değişikliklere yol açabilir.
Gen düzenleme teknolojilerinde, DNA belli bir noktada kesilmekte, DNA kesildiği yerden çıkarılmakta, eklenmekte ve değiştirilmektedir. GDO teknolojilerinde ise sadece gen transferi yapılmaktadır. Gen susturma genel olarak, daha önce aktif genlerin veya daha büyük kromozom bölgelerinin inaktivasyonuna yol açan bir modifikasyon çalışmasıdır.
NON GMO kriterleri genel olarak iki gruba uygulanmaktadır:
- Herhangi bir hayvansal ürün içeren ürünler
- Hayvansal ürün içermeyen ürünler
Birinci grup sertifikasyonu için, bir ürün herhangi bir hayvansal ürün içerdiğinde veya bunlardan türetildiğinde, bunların menşei olduğu çiftlik hayvanlarının da türe özgü standartlar kapsamında onaylanması gerekmektedir. Hayvan yönetimi, sağlık bakımı, mera yönetimi, barınma ve barınma, ulaşım ve diğer gereksinimler için ayrı kriterler geliştirilmiştir.
Belirlenen NON GMO kriterleri, sertifikalı et ve süt ürünleri, lif ve yumurtalar üreten tüm canlı hayvanlar, onları beslemek için çiftlik içinde ve dışında yetiştirilen çeşitli ürünler ve hem ürünleri hem de hayvanları üretmek için kullanılan girdiler için geçerlidir.
Kuruluşumuz tarafından, organizmaların genetik modifikasyonuna ilave olarak, gen düzenleme ve gen susturma dahil çeşitli biyoteknolojilerin gıda sistemi için belli riskler oluşturduğu kabul edilmektedir. İşlemler sırasında başvurulan yeni teknikler (yeni biyoteknoloji ve üreme teknikleri) yüzünden bu yöntemlerin tespiti zor olmaktadır.
NON GMO etiketleme programı GDO’suz ürünleri GDO’lu ürünlerden ayırmak için tasarlanmıştır ve şu koşullardan biri veya daha fazlası altında genetik olarak değiştirildiği bilinmeyen ürünler veya bileşenler onaylanmaktadır:
- Belgelenmiş bir tedarik zinciri veya işleme kontaminasyonu riski varsa; Bu durumda ham içeriklerin genel olarak genetiği değiştirilmediği halde belgeye, GDO kontaminasyonu sağlamadığını belirten bir ifade eşlik etmelidir.
- Tüketicinin bilinçlenmesine veya gıdalardaki genetik modifikasyon hakkında doğru bilgi almasına ihtiyaç varsa; Bu durumda belgeye, söz konusu ürünün genetik olarak değiştirilmiş olduğunun bilinmediğini belirten bir ifade eşlik etmelidir. İnsanlar sağlıklarına, daha bilinçli olarak önem vermektedir.
Kuruluşumuz bu düşüncede olan insanların yanında olmak ve onların ihtiyaç duyacağı gıda maddelerini seçmelerine yardımcı olmak amacı ile sorumluluk duygusu ile hareket etmekte ve üretici firmaların bu yöndeki çabalarını kanıtlamalarına destek olmaya çalışmaktadır.
NON-GMO, genetiği değiştirilmemiş olan etiketlemesi, önemli bir etiketlemedir. Çünkü bu şekilde gıda yetiştirmenin ve tüketicilere sunmanın, çevresel ve sürdürülebilirlik avantajları büyüktür. GMO dışı malzemelerin tedarikinde şeffaflık sağlamak amacı ile birçok farklı sertifika programı uygulanmaktadır. Bunlar arasında en yaygın olanı NON-GMO etiketidir.


